Diğer Bloglarım:
Nasreddin Hoca Osmanlıca Ebru Sanatı Muhlis Yalaka Makaleler / koksalciftci@hotmail.com
[Karikatürlerini kullanmama izin verdiği için Erdil Yaşaroğlu'na teşekkür ederim...]

Eşeğe Ters Binme - Ceza mı, Şaka mı?


Baştan söyleyelim:
Eşeğe ters binme / bindirme, hem ceza, hem şaka.
*
Nasreddin Hoca'nın en akılda kalan şakası, eşeğe ters binme şakasıdır ve halk arasındaki öykülenişi yaklaşık şöyledir:
Bir cuma namazı çıkışında evine gidecek olan Hoca, cami kapısında bekleyen emektar eşeğine ters biner. Şaşkınlık içindeki cemaattan komşusunun biri dayanamaz, nedenini sorar, Hoca da:
- Düz binip önünüze geçseydim size sırtımı dönüş olurdum, sizi öne alsaydım ben arkada kalırdım, der.
*
İşin içinde görüntü komiği olduğu bir gerçek.
Bu görüntüye bugün biz, kişi isteyerek eşeğe ters binip hoş bir şaka yaptığı için gülüyoruz.
Dedelerimizse aynı görüntüye, sık kullanılan bir suçlu cezalandırma yöntemi olduğu için gülerlerdi.
 Leipzig yenilgisi sonrası 1814'te Napolyon, Elbe Adası'na
sürülür. Haber basında bu karikatür eşliğinde verilir.
İlginç olan, İslami yöntemdeki gibi ters binilmiş eşeğin
kuyruğunun Napolyon'un eline verilmiş olmasıdır.
Günümüzde bu cezayı artık kimse uygulamıyor.
*
Ceza, eski toplumlarda önemli bir yasal düzenlemeye sahip olduğundan, suçluyu eşeğe ters bindirmek için mutlaka kadı / yargıç kararı gerekirdi. Cezanın kapsamına; hırsızlık, dolandırıcılık, yalancı şahitlik, iftira, zina, gibi yüz kızartıcı suçlar girerdi. Ceza, yaygın olarak tüm İslam ülkelerinde; özel olarak Fatımi, Selçuklu, Osmanlı toplumlarında uygulanırdı. Haçlı Seferlerinin ardından Batı Avrupa ülkelerinde de eşeğe ters bindirme yöntemi yaygınlaşmıştı.
Cezadan amaç, suçluyu toplum içinde onursuz ve gülünç duruma düşürerek ıslah etmekti.
*

Osmanlı'dan geriye giderek konuyla ilgili birkaç örnek verelim:
1-
Osmanlı'da Eşeğe Ters Bindirme Cezası
a-) Evliya Çelebi'de: 
Evliya Çelebi Seyahatname'sinin 1. cilt 2. kitabının  45. bölümünün Samurkaş Kolu adlı 12. başlığı altındaki anlatıyı paylaşmakla yetineceğiz. Konu, Mukallit / Taklitçi / Güldürücü Esnafı ayrımıyla verilmiş ve sözü edilen, bir mahkeme uygulamasının sokakta yeniden canlandırılışı; şöyle:
Ters bindirme cezasının Osmanlı'da uygulanışını gösteren
temsili resim. Başına işkembe geçirilmiş suçlu, eşeğe
/ katıra ters bindirilir, kuyruk eline verilir, suçunu anlatan
görevliler eşliğinde kentin sokaklarında dolaştırılırdı.
"Bir Çingene avradını bir Yahudi ile (zina hainde / kç) tutup Yahudi'ye ve Çingene karısına işkence edip söylediklerinde (itiraf ettiklerinde / kç) ve Çingene karısını necisli (dışkılı / kç) işkembe ile ters eşeğe bindirip Yahudi'yi de bir (başka ters / kç) eşek üzere siyaset (sokakta teşhir / kç) ile geçirip bir hay-hu ile taklit ettiklerinde insan gülmekten bayılır." (YKY, s 649)
b-) Pargalı İbrahim Paşa'da:
Pargalı İbrahim Paşa, Kanuni'nin çocukluk arkadaşı ve veziri. 1526'da Mohaç Savaşı dönüşü Herkül, Apollon ve Diana'ya ait üç bronz heykeli Kanuni'nin izniyle gemilere yükleterek Budin'den getirtip sarayının önündeki Hipodrom / Atmeydanı'na diktirtir. Halkın büyük ilgi gösterdiği bu heykeller bazı muhalif çevreleri rahatsız eder. Dönemin ünlü hicivci şairi Figani "İki İbrahim geldi dünyaya, biri put yıktı, biri put dikti" içerikli iki beyit yazınca, İbrahim Paşa çok kızar, şairi Mahmutpaşa'daki evinden aldırtır, başındaki işkembe ile eşeğe ters bindirterek İstanbul sokaklarında dolaştırtıp, sonunda da 1532'de idam ettirir. (Hammer, Muhteşem Süleyman, s 48-49)
2-
Selçuklu'da Eşeğe Ters Bindirme Cezası
a-) Mevlana'da:
Mesnevi'nin VI. cildinin 1314. ile 1589. beyitleri arasında "Tıbbın İyileşmesinden Ümidini Kestiği Hastanın Hikayesi" başlığı altında aktarılan öykünün bir bölümü özetle şöyledir:
Osmanlı'nın son zamanlarına dek Nasreddin Hoca hep
büyük kavuğuyla eşeğe düz binmiş şekilde resmedilmiştir.
Cumhuriyet'le birlikte Hoca eşeğe artık ters biner.
Hastanın biri doktora gider, nabzını yoklatır. Doktor kurtulma ümidinin olmadığını, bundan böyle sınır koymadan dilediğini çılgınca yapması önersinde bulunur. Hasta nehir kıyısına gider, yüzünü yıkamakta olan gürbüz bir adamın ensesine tokat atar. Karşılık verecek olsa elinde kalacağından korkan adam, tokatçıyı eteğinden tutarak sürükleyip kadının huzuruna çıkarır ve 'Bu ters giden eşeği, eşeğe (ters / kç) bindirip dolaştır, veya kırbaçlatarak cezalandır' der."
b-) Nasreddin Hoca'da:
Çaylak lakabıyla anılan ünlü Osmanlı mizah yazarı Mehmet Tevfik 'in Hazine-i Letaif adlı eserinde ise olay daha ayrıntılıdır ve o da özetle şöyledir: Hoca Kadı ile sohbet ederken içeriye yalancı şahitlik etmiş bir suçlu getirilir. "Herifi merkebe ters bindirüb şehri dolaştırmak lazım gelir." Ceza, mahkeme kapısında hazır olduğundan Hoca'nın eşeği ile uygulanır. Ertesi gün yine aynı suçlu getirilir, kadı adam göndererek Hoca'dan eşeğini ister. Hoca da  'Varınız herife söyleyiniz, ya bu sanattan vaz geçsin, yahut ihtiyaten yanında bir merkep bulundursun.' der.
3- 
İslam'da Eşeğe Ters Bindirme Cezası
a-) Fatımi Devleti'nde:
Ters bindiği kedinin kuyduğunu tutan
bir sapkın. Gravür, Ortaçağ Hıristiyan
yaşamını anlatan metinler için çizilmiş.
996 yılında babası öldüğünde 11 yaşında olan Hakim bi-emrillah Mansur, Fatımi tahtına oturup halife olduğunda çocuk oluşunu fısat bilen muhalifleri pek çok karışıklık çıkarır. Yaşına karşın insiyatifli olan genç Mansur, tüm sorunları çözer; bazılarında ise şiddet uygular. Şam valisi Mağribi, muhaliflerin en serti olduğundan onu bir eşeğe ters bindirip şehri gezdirttikten sonra idam ettirir.
b-) Peygamber Döneminde:
Olay özetle şöyle gerçekleşir:
Evli bir Yahudi kadınla evli bir Yahudi erkek zina eder. Cezalarının İslam Peygamberi tarafından verilmesini isterler. Peygamber'e suçlulara nasıl bir ceza uygulayacağı sorulur. O da onlara: "Musa'ya Tevrat'ı indiren Allah adına soruyorum, evli iken zina edenin cezası Tevrat'ta nedir?"diye sorar. Onlar da şu yanıtı verirler: "Yüzü kül ile karartılır, değnek vurulur ve onlar ayrı ayrı iki eşeğe ters bindirilerek dolaştırılır." (Dimaşki, Peygamber Külliyatı, c 3, s 541-542)
*
Sonuç Olarak
Kaynaklar gösteriyor ki, eşeğe ters binme / bindirme olgusu, geleneksel yapı içerse de İslam toplumunda hukukla düzenlenmiş bir ceza yöntemi. Müslüman şaka kahramanı özelliği taşıyan Nasreddin Hoca'nın eşeğe ters binmiş olması da bu bağlamda ele alınmalıdır.
Buna göre Hoca:
1-) Ya eşeğe ters binerek görüntü komiği yaratmış, çevresindekileri eğlendirmiştir;
2-) Ya da Mevlana ve diğer Nasreddin karşıtları, insanların hafızasında kalıcı bir suçlu olgusu yaratabilmek için eşeğe ters binmiş Hoca fıkrası üretmişlerdir.
Olguyu Selçuklu'nun çalkantılı tarihsel ortamı içinde değerlendirdiğimizde ve dönemin politik kişiliklerinin tutumuna baktığımızda ikinci şık bize daha tutarlıymış gibi gelmektedir.

2 yorum: